Çalışma Alanları

Türkiye’de, kültür varlıklarını koruma ve onarım programlarını başarıyla tamamlayan mezunlar için, Kültür ve Turizm Bakanlığı, Vakıflar Genel Müdürlüğü gibi kültür varlıklarından sorumlu kamu kuruluşları ile arkeolojik kazılar, müzeler, koruma laboratuarları, özel koleksiyonlar ve restorasyon firmaları gibi kamu ve özel sektörde geniş istihdam olanakları mevcuttur. Bununla birlikte ülkemizde gereksinimi karşılayacak koruma elemanlarının (konservatör) azlığı dikkati çekmektedir.

Müzeler ve ören yerleri konservatörlere en çok ihtiyaç duyulan istihdam alanlarının başında gelir. Müzelerin öncelikli sorumluluğu varlık nedenleri olan eserleri korumak, onlar için en uygun çevre koşullarını sağlamaktır. Bu düşünce bir yandan az ya da çok onarımı (etkin koruma), öte yandan da her türlü bozulmanın önüne geçecek koşulların hazırlanmasını (önleyici koruma) gerekli kılmaktadır. Bu amaca ulaşmak için müzeciler ve sergi tasarımcıları (küratör) kadar koruma uzmanlarına gereksinim duyulmaktadır. Türkiye’de bu konuda karşılaşılan güçlüklerin başta gelen nedenlerinden biri müzelerde koruma eğitimi ve kadrolu konservatör istihdamının yetersizliğidir. Türkiye müzelerinde çalışan kadrolu konservatör sayısı gün geçtikçe artmaktadır; ancak Bakanlığa bağlı 185 civarında müze ve ziyarete açık ören yeri, 320 civarında bilimsel kazı olduğu düşünülürse kadrolu meslek elemanı istihdamının sürdüğü de açıkça anlaşılmaktadır.

Arkeolojik kazılar da konservatörler için geniş çalışma olanağı bulunan koruma uygulama alanlarıdır. Arkeolojik buluntuların korunması kazı alanında başlar. Toprak altından gün ışığına çıkartılan eserlerin arkeolojik bilgi ve izlerini kaybetmeden gelecek kuşaklara aktarılması kazı ve korumanın birlikte planlanmasıyla mümkündür. UNESCO’nun 1956 yılı kararları arasında, kazıdaki korumanın önceden planlanması gerektiği, tesadüflere bırakılamayacak kadar önemli bir konu olduğu vurgulanmıştır (Erder 2007: 242). Kazı sırasında buluntuları veya mimari kalıntıları içeren bir koruma, kazı ekibi içinde profesyonel bir veya daha çok konservatörün sürekli bulunmasını gerektirmektedir.

Konservatörler için bir diğer istihdam alanı mimari mirasın korunmasına yönelik uygulama yapılan restorasyon şantiyeleridir. Tarihi binalardaki duvar resimleri, mozaik, taş, çini, sıva, ahşap, metal gibi özgün yapı malzemeleri ve süslemelerinin korunması mimarlardan çok konservatörlerin uygulama alanına girmekte ve bu yönde talepler artış göstermektedir. Mezunlar için kamuya ve özel sektöre hizmet vermek üzere firmalaşma olanakları da mevcuttur. Son zamanlarda, başta İstanbul’da olmak üzere arkeolojik kazılara, müzelere, özel koleksiyonerlere ve restorasyon şantiyelerine kendi uzmanlık alanlarına ilişkin hizmet veren şirket sayısı artış kaydetmektedir.

Kültür ve Turizm Bakanlığı, Kültür Varlıkları ve Müzeler Genel Müdürlüğü’nün son zamanlarda Türkiye’de yapılan yerli ve yabancı kazılara koruma planlaması ve konservatör bulundurma zorunluluğu getirmesi, müzelerden gelen talepler ve konuya artan ilgi mezunlar için umut vaat edici gelişmelerdir.